Breaking News

Popular News

Enter your email address below and subscribe to our newsletter

Duygu Şafak İle Halkla İlişkiler Üzerine Söyleşi

Share your love

Global Agency Marketing Yöneticisi Duygu Şafak ile dizi sektöründe halkla ilişkiler, kurumsal iletişimde halkla ilişkiler, iş/staj başvurularında önemli noktalar gibi birçok konu hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Eğitim ve kariyer geçmişinizden bahseder misiniz?

İsmim Duygu Şafak 43 yaşındayım. Özel Çavuşoğlu Koleji’ni bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudum. 2002 yılında mezun oldum. 20 yıldır iş hayatındayım. Hem ajans kısmında hem kurumsal firmalarda çalıştım. Ağırlıklı kurum tarafında görev aldım. Şirketlerin kurumsal iletişim, reklam, halkla ilişkiler departmanlarında çalıştım. 8 yıl bir ilaç firmasında halkla ilişkiler departmanında çalıştım. 5 yıl Horoz Lojistik firmasında çalıştım. Kurumsal İletişimde Pazarlama Müdürüydüm. Üç buçuk yıldır Global Agency’deyim burada Pazarlama Yöneticiliği yapıyorum.

Global Agency hakkında bilgi alabilir miyiz?

Global Agency format ve dizi ihracatı yapan bir firma. Türk dizisi ihracatı, kataloğumuzun yarısı dizilerden diğer yarısı yarışma formatlarından oluşuyor. Bunları yurt dışına satıyoruz. Dizilerimizde ağırlıklı dramalar oluyor. Türk draması dünya çapında olabildiğince güçlü. Amerika’dan sonra Türkiye dizi ihracatında 2.sırada. Türkiye’nin yumuşak gücü olarak geçiyor çünkü burada bir kültür ihracatı da söz konusu siz dizi ihracat ediyorsunuz ama siz diziyi sattınız oradan para kazandınız konusu değil,  siz kültürünüzü tüm dünyaya tanıtma fırsatı elde etmiş oluyorsunuz. Bu diziler sayesinde Türkiye’yi 25 yıl evveline kadar tanıtmış oluyoruz.

Dizileri yurtdışına projeyi alma ve satma süreciniz nasıl işliyor?

Şöyle ki Türkiye’de belirli yapımcılar var onlar da aslında bizim iş ortağımız. Yeni bir dizi çekimi başlayacağı zaman bizim genelde önceden haberimiz oluyor. Hangi oyuncularla dizi çekilecek? Senaryoyu önden okuyabiliyoruz bazen. Yapımcıyla olan iletişimimiz orda öne çıkıyor aslında, eğer sıkı iletişimde olduğunuz bir yapımcıysa size çok evvelden haber geliyor, tanıtımlarını paylaşıyor. Dediğim gibi önce yapımcıyla görüşmeler ve finansal konular görüşülüyor. Tabi bizim sektörümüz de zorlaştı. Pasta küçülüyor rekabet artıyor. Her bir bölgeye bakan satış yöneticimiz var Amerika , Asya bölgesi vs. gibi gibi bölgelere ayrılmış durumda bu bölgedeki mevcut potansiyel müşterilere bizim dizilerimizin tanıtımlarını yapıyorlar. Bazen de direkt onlar teklif ediyor Türk dizilerini takip ettikleri için.

En çok satılan dizi hangisi acaba?

Bizim en çok satılan dizimiz Muhteşem Yüzyıl. Yaklaşık 90 ülkeye satıldı ve hala da satılıyor.

Netflix gibi global yayın yapan kanalların size dezavantajları oluyor mu?

Biz genel olarak ulusal kanallara veya ödemeli kanallara çalışıyoruz. Fakat dijital platformlara da satışımız olabiliyor. Makedonya’da yada Orta Doğu bölgesinde bir dijital platforma da biz proje satabiliyoruz. Örneğin şuan “Kaderimin Oyunu” dizisini yakın zamanda Orta Doğu’da bir kanala sattık. Fakat ağırlıklı olarak televizyon kanallarına satıyorduk. Dijital son dönemde hızlandığı için dijitalde de başladı.

Sadece dijitalde değil birkaç farklı firmalarda da çalışmışsınız halkla ilişkiler olarak en zoru ve en keyif aldığınız hangisiydi? Aralarında fark var mı ?

Çok fark var. Dinamikleri farklı. Aslında ben hepsini bir iletişim olarak görüyorum. İletişimi kurma yönteminiz sektörden sektöre değişiklik gösteriyor. Örneğin ilaç sektöründe siz bir ilacın reklamını televizyonda yapamazsınız. Orada sizin kanalınız daha çok hekimler ve eczacılar oluyor. Zor dediğimiz zaman belki en zorlayıcı ilaç sektörüydü çünkü çok fazla kriter var çok fazla kısıtlayıcı unsur var, ilaçta rahat reklam yapamıyorsunuz sadece tanımınızı medikal içeriklerle bir takım dayanaklarla ilerlediğimiz bir yöntem oluyor. Kısıtlı bir alanda yaratıcılık sergilemeniz gerekiyor ki çok büyük bir pazarda fark yaratabilesiniz. Ben işimi her zaman çok sevdim çünkü iletişimi seviyorum. İlaç firmasında çalışırken medikal içerikler için araç olarak kitapçık, broşür, tanıtıcı kartlar, ekip içi lansman tanıtım toplantıları veya eğitimlerimiz oluyordu. Doktorlara, eczacılara bir takım etkinlikler düzenliyorduk. Bunlar haricinde çok fazla promosyon malzemesi yaptırıyorduk.

Lojistik firmasına baktığımız zaman orada da kurum içi etkinlikler, kurumsal iletişim ve pazarlama faaliyetleri yürütüyorduk. Ekip motivasyon çalışmaları, pazarlama anlamında bahsettiğim gibi hizmetlerimizi tanıtıcı faaliyetler ile gerçekleştiriyorduk. Bir aktüel dergi yürütüyorduk, kendi faaliyetlerimizi anlattığımız ama ağırlıklı olarak alanında ünlü kişiler ile yapılan röportajlar, spor alanında başarılı kişilerle röportajlarımız, bilimde yeni gelen bir teknolojiyi anlattığımız yazıları içeriyordu.

Eğer eğlence veya keyifli olan hangisi dersek şuan bulunduğum sektör televizyon sektörü. Ben işimi her zaman çok sevdim çünkü iletişimi seviyorum. Şuan bulunduğum sektörde de bizim ana faaliyet alanımız dünyada bulunan 15 televizyon sektörü fuarları. Oralarda çok büyük standlarımız oluyor. Yeni bir projelerimizin lansmanlarını veya etkinliklerini buralarda yapıyoruz. Müşterilerimize çeşitli platformlardan ulaşıyoruz ve projelerimizi tanıtıcı bilgilendirici mailler, tanıtım kartları, broşürler, projelerin sunumu gibi çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Sosyal medya hesaplarımızı yürütüyoruz.

Sosyal medya sizce halkla ilişkiler dünyasını nasıl değiştirdi?

Daha hızlı bir tüketim olarak görüyorum orayı. Orada da dil önemli, çok hızlı ilerleyen bir süreç olduğu için hataya açık bir alan ve çok kısa bir sürede özellikle takipçinin çok olduğu B2C dediğimiz son tüketiciye ulaşan markalarda çok ciddi krize açık konular oluyor ve çok kısa sürede bu krizler büyüyebiliyor. Yönetmesi kolay olmayan bir alan. Günümüzde çok önemli markalar etkileşime geçebiliyor, çok yakın takipte olabiliyor. Çok güzel yanları da var ama zor bir alan.

Halkla ilişkiler ve reklamın sizce farklılıkları veya benzerlikleri nelerdir?

Ben bu konuya akademik açıdan bakamıyorum. Çünkü 20 yıldır iletişim sektöründe olduğum için sektörlerde bunlar biraz daha değişiyor ve iletişimin bir bütün olduğunu düşünüyorum. Amaç sizin kendinizi karşı tarafa doğru ifade etmeniz, neyi nasıl yansıtacağınızı bilmeniz, nasıl bir algı oluşturacağınızı bilmeniz önemli onun haricinde halkla ilişkiler faaliyetiyle mi reklam çalışmaları ile mi ona uygun şekilde sonradan şekillenen şeyler yani B2B -B2C ayrımı vardır. Biz şuanda B2B çalışıyoruz. Mesela sizin markanızda yaratmak istediğiniz algı nedir, ne yapmaya çalışıyorsunuz, hedefiniz nedir? Sonrasında ona göre yöntemler belirleniyor aslında.

Bir şirket neden halkla ilişkilere ihtiyaç duyar?

Kendisini doğru ifade edebilmek için. Neyi nasıl ifade edeceğini, nasıl bir algı oluşturabileceğini bulup doğru algıyı oluşturabilmek ve konumlandırmasını doğru yapabilmek için. Geçmişte bir takım markalar çıktı başarısızlıkla sonuçlandı neden? Doğru konumlandırma yapamadılar. Örneğin bir gelir seviyesi olarak alt sınıf yada orta sınıf hitap edecek bir krem markasının reklamında çok ünlü insanları oynatarak farklı bir konumlandırma algısı yaratması o esas hedeflediği hedef kitlesini ürkütmesine yol açtı. Orada ciddi bir konumlandırma hatası oldu ve o marka çok kısa sürede kapandı. İletişim kazaları çok önemli. Kullandığınız dil çok önemli karşı tarafa nasıl bir mesaj vereceksiniz ve bunu nasıl vereceksiniz. Bunlar için şirketler Halkla İlişkilere ihtiyaç duyar.

İyi bir halkla ilişkiler uzmanı olmak için bu bölümden mezun olmak şart mı? Başka bölümde okumanın iyi bir halkla ilişkiler uzmanı olmamızda yararı var mı?

Tabii iletişim fakültesinden mezun olmak daha nokta atışı gibi oluyor. Ama Türkiye’nin eğitim sistemini doğru bulmuyorum . Sınav sistemini de doğru bulmadığım için kapalı değilim . Kendi becerileri, yetkinlikleri yeterliyse; sosyoloji mezunu olanda endüstri mühendisi olan da bizim mesleğimizi yapabiliyor. Potansiyeli ve becerisi varsa bence yapabilir.

Bir halkla ilişkiler uzmanında ne gibi özellikler olmalı?

Disiplinli, çalışkan, iletişimi kuvvetli, çözüm odaklı ve fark yaratmaya niyetli birisi olması lazım.

İş/Staj başvurularındaki eğitimlere ne kadar dikkat ediyorsunuz?

Bunlar biraz yıllarla değişen şeyler, eskiden eğitim benim için çok önemliydi. Hangi liseden ve üniversiteden mezun olduğuna çok dikkat ediyordum fakat yıllar içerisinde bazı şeyleri deneyimliyorsunuz. Okul tabi ki belli bir birikim, düzgün bir altyapı olması ve belli bir potansiyeli görmek için önemli ama o iş yeri için ne önemliyse o öne çıkıyor. Başvuran adayın karakteri, disiplinli, çalışkan ve çözüm odaklı olması daha önce geliyor şu an. Eğitim anlamında bakacağımız önemli olan bir nokta da şuna değinmek istiyorum. Biz tamamen yurtdışıyla çalışan bir şirket olduğumuz için İngilizcenin iyi bir seviyede olması bizim için önemli bir faktör.

Global Agency olarak bir stajyer için aradığınız kriterler nelerdir?

Stajyerin ne amaçla geldiği daha önemli aslında bir aylığına staj yapmaya gelmiş bir öğrenci ise İngilizcesi olmasa da ona bir şeyler katabilmek adına stajyer olarak kabul edebiliriz. Ama tabii daha uzun soluklu, mesela bizim şirketimizde bir senedir staj yapan öğrenciler var tabi onlarda kriterler daha önemli ; iyi bir İngilizce gibi. İşe alırken aradığım faktörler aslında stajyerler için de geçerli. Öğrenmeye açık olması, hevesli olması önemli. Çünkü staj yaptığı yerde ‘’bana iş vermesinler’’ gibi yaklaşan öğrenciler olduğunu gözlemledim. O yüzden de bir stajyerin oranın hakkını vererek çalışıp, öğrenmesi lazım diye düşünüyorum. Öğrenmek kişinin sorumluluğundadır.

Siz işe alırken nelere dikkat ediyorsunuz?

Daha demin bahsettiğim özelliklere dikkat ediyorum. Pozitif enerji çok önemli, yarattığı algı verdiği enerji çok önemli . Çünkü biz işimizde insanlarla iletişim kuruyoruz, iletişimle çözemeyeceğiniz şey yok diye düşünüyorum o yüzden de iletişim çok önemli. İş hayatında hata olur, problem çıkar, krizler olur burada en önemlisi sakin kalıp çözüm odaklı olmak.

Gençlere verebileceğiniz bir tavsiye var mı ?

Bence kendilerini bir çok açıdan geliştirsinler. Zaman çok hızlı akıyor her şey çok hızlı gelişiyor. Teknoloji çok hızlı gelişiyor ve bunları gerçekten yakından takip etmek lazım. Kültür anlamında, donanım anlamında gelişmek önemli. Şimdiki gençler sosyal medyaya bağımlı olmuş durumda, bunu indirebildiğimiz kadar minimuma indirmek önemli. Fakat dediğim gibi zaman akıyor. Biraz klişe olacak fakat kitap okumak, farklı içeriklerle ilgili kitaplar okumak size çok şey katar.

Röportajı Hazırlayanlar: İpek Gündüz, Zeynep Sevde Van

Share your love
Ahmet BULDUR
Ahmet BULDUR
Articles: 41

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Stay informed and not overwhelmed, subscribe now!