Newsletter Subscribe
Enter your email address below and subscribe to our newsletter
Enter your email address below and subscribe to our newsletter
1960’larda bir reklamcı çıkıp “Yaratıcılık paradan önce gelmeli.” diyordu. Peki bu düşünce günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyor mu? Reklamcılık sektörüne girildiğinde yaratıcılığın yalnızca iyi fikirler üretmek olduğu düşünülse de, David Ogilvy’nin metinleri incelendiğinde bunun yanı sıra strateji ve insan yönetiminin de önemli olduğu görülür. Ogilvy’nin kitabı yazma nedenleri bile başlı başına bir strateji örneğidir: Yeni müşteri kazanmak, ajansını görünür kılmak ve iş dünyasında kendisini göstermek. Bugün kişisel markalaşma dediğimiz kavramın 1960’lardaki karşılığı tam olarak budur. Ogilvy bize reklamcının kendisini de pazarlamak zorunda olduğunu gösteriyor.
Kitapta en çok dikkat çeken konulardan biri ajans kültürü ve yönetimidir. Ogilvy, ajansında en ufak bir ayrımcılığa ve düzensizliğe yer vermediğini ifade eder. Çalışanların hepsini “evinde hissettirmek” için çok çabaladığını anlatmaktadır. Bu, yaratıcılık için çok önemli bir zemindir. Günümüzde reklam ajanslarının yoğun temposunu düşündüğümüzde, Ogilvy’nin bu yaklaşımı idealist görünebilir. Yaratıcılık tam olarak böyle bir ortamda ortaya çıkar.Ogilvy’nin reklamcılıktaki dört temel soruna değinmesi de günümüzle doğrudan bağlantılıdır. Günümüzde en önemli sorunlardan biri olarak üreticinin fiyat kırmasını ele alır. Kısa vadeli kâr oranları düşünülürken uzun vadede kalıcı bir sonuç elde edilemez. Reklama bütçe ayrılmaması ise markayı zamanla değersizleştirir. Ogilvy’ye göre reklam, uzun soluklu bir yatırımdır.
“İyi reklam nedir?” sorusuna verilebilecek en akıllıca cevaplardan birini Ogilvy, 1963 yılında bu kitabında vermiştir. Ona göre reklam, tüketiciyi harekete geçirmelidir; yani “Ne kadar akıllıca hazırlanmış.” denmesindense “Bu ürünü denemeliyim.” dedirtmelidir. Reklamda faydanın ön planda olması gerektiğini savunur. Bir diğer önemli nokta müşteri-ajans ilişkisidir. Ogilvy, ajansların büyüdükçe ruhunu kaybetme riskinden bahseder. Başlangıçtaki hırs ve enerji zamanla yerini rutine bırakabilir. Başarının sürdürülebilir olmasına önem verilmesi gerektiğini savunur. Ogilvy ajansın büyüme dengesine çok önem verir. Günümüzdeki ajansları düşündüğümüzde, “Ne kadar çok müşteri o kadar çok başarı.” gibi bir ilkenin benimsendiğini görürüz; fakat nicelikten çok nitelik önemlidir. David Ogilvy’ye göre yeni bir ajans için büyümek hız değil, denge meselesidir. Önemli olan rastgele müşteri toplamak değil, gerçekten istenen markalara odaklanarak güven inşa etmektir. Ona göre iki yılda bir yeni müşteri edinmek yeterlidir; çünkü daha hızlı büyüme ajansın yaratıcı gücünü zayıflatır. Bu yaklaşım, büyümeyi bir yarıştan çıkarıp kalite meselesi hâline getirir. Kitabın sonuna gelindiğinde Ogilvy, okurlara reklamcılığın sadece yaratıcı bir süreçten ibaret olmadığını, asıl olayın doğru kararlar verebilmek olduğuna dair bir kültür aşılar. Doğru insanları doğru markalarla, doğru zamanda ve doğru yerde birleştirmek reklamcılığın asıl olayıdır.
KAYNAKÇA: Ogilvy, D. (2021). Bir reklamcının itirafları (N. K. Şahbaz, Çev.). Pegasus Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1963)
İrem Mürvet Yardım