Newsletter Subscribe
Enter your email address below and subscribe to our newsletter
Enter your email address below and subscribe to our newsletter

Bienal Nedir?
Fransızca “her bir diğer yıl” anlamına gelen ve iki yılda bir düzenlenen etkinliklere verilen addır. Genellikle sanatsal ve kültürel faaliyetler için kullanılır.
18. İstanbul Bienali
* İstanbul Bienali’nin bu yılki başlığı “Üç Ayaklı Kedi”. Bu üç ayak, üç yılı temsil etmekte olup 18. İstanbul Bienali’ni üç yıla ayrılmış bir şekilde göreceğiz. Bu edisyonun ilk ayağı, kendini koruma ve gelecek olasılıkları etrafında şekilleniyor.
Bienalin ikinci ayağı 2026 yılında İstanbul Bienali Akademisi’nin kurulması ve sanat inisiyatiflerinin katılımıyla düzenlenecek kamusal programlarla devam edecek. Bienal 2027’deki üçüncü ve son ayağı kapsamında gerçekleştirilecek atölyeler, performanslar ve nihai bir sergiyle tamamlanacak[1].

18. İstanbul Bienali’nin Sergilendiği Mekânlar
Beyoğlu-Karaköy hattı arasında birbirine yürüme mesafesinde yer alan ve bazıları ilk kez bienale ev sahipliği yapacak sekiz mekân, izleyicilere hem sergiyi hem de insanı büyüleyen İstanbul sokaklarını keşfetme imkânı sunuyor.
Bunlardan ilk durağımız Karaköy’de bulunan Galata Rum Okulu. 1910’dan 1988’de kapanana kadar Galata’nın Rum cemaatinden pek çok öğrenciye eğitim verdi. 2000-2007 arasında kısa bir süre anaokulu olarak hizmet veren okul, tüm eğitim faaliyetlerini 2015 itibariyle sona erdirdi. Bugün sanat, sergi ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapan bu bina, 2012, 2014 ve 2016 yıllarında İstanbul Tasarım Bienali’nin, ayrıca 13., 14. ve 15. İstanbul Bienalleri’nin (2013, 2015, 2017) mekânı oldu.
Dönemin ticaret ve zanaat hayatında önemli bir yer tutan ve bienal için özel olarak yenilenen Zihni Han, Karaköy’deki bu rotanın dikkat çeken hatlarından birisi. Meclis-i Mebusan Caddesi numara 35’in zemin katı bienal mekânı olarak yeniden kullanılırken, tarihî dokusuyla dikkat çeken Muradiye Han ve tam karşısında yer alan Galeri 77 ziyaretçilerini heyecanla bekliyor.
Diğer bir durağımız ise bir zamanlar dondurma külahı üretimi yapan Külah Fabrikası. Bu kez farklı bir amaç için, yani bir sergi için kapılarını açıyor. Diğer dikkat çeken mekânlarımızdan birisi, Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi ise bir yerleştirmeye daha ev sahipliği yapıyor.
Son durak olarak ise İstiklal Caddesi’ndeki Elhamra Han’da bienalin Beyoğlu’nun kalbindeki durağı diyebiliriz.
Ali Eyal: “O Günden Beri Güvercinlerden Korkarım”

Öncelikle bu eserde dikkatimi çeken ilk unsur, tuvalin ortasındaki yırtılma imgesi oldu. Bu yırtılma, eserde kafa içindeki düşüncelerin çarpışma etkisi yaratması ve tuvalin ortadan ikiye yırtılmasına sebep oluyor. Tuvaldeki toprak tonları ve ateş kırmızısı yok oluşu çağrıştırırken, eğilmiş, tutunmaya çalışan, görüşü sınırlı veya yarı gizlenmiş yüzler korunma ve yeniden doğuşu imgeliyor. Yıkım ve onarımın aynı anda göründüğü bu eser, işgal sonrası fiziksel yıkımın yanı sıra toplumsal ve psikolojik onarım sürecine dair güçlü bir görüntü oluşturuyor; yani kırılan şeyler hem açığa çıkarılıyor hem de toparlanmaya çalışılıyor.
[1] https://bienal.iksv.org/tr/haberler/18-istanbul-bienali-20-eylul-de-basliyor
Berfin Sözen